Türkiye’yi Her Alanda Çok Güçlü Yapacak Ahilik Değerimizi Tüm İş Dünyası Esnaf, İşadamları ve Meslek Odalarına Bir Sistem Olarak Uygulama Çağrısı Yapıldı

513

Muğla Ahilik Haftası (16-22) Eylül 2019 Etkinliği kapsamında, Ahilik alanında Sakarya Üniversitesi yüksek lisans Proje tezi olarak ortaya koyduğu; Vakıf İş Kümesi – Ahilik 21 Yüzyılın Üretim Odaklı Faizsiz Yeni Kurumsal Modeli eseri ile Sayın Nurhan Keleş Türkiye’yi her alanda çok güçlü yapacak Ahilik değerimizi Tüm İş Dünyası Esnaf, İşadamları ve meslek odalarına bir sistem olarak uygulama çağrısını konuşmacı olarak yapmıştır. Çağrısı Haber ekimizdedir.

Sayın Valim, Sayın Vali Yardımcılarım, Sayın Büyükşehir ve
Menteşe Belediye Başkanlarım, Esnaf ve Ticaret Odaları başkanlarım, Değerli Protokol katılımcıları, Değerli Ahi Yarenleri ve Basınımızın Güzide Temsilcileri

AHİLİK 21 YÜZYILA DAMGA VURACAK,
İNSAN MERKEZLİ GÜÇLÜ BİR SİSTEMDİR.

Ahilik, kelime anlamı olarak Arapça da “kardeşim” veya Türkçe “akı” (Divan’ül Lügat’it Türk’te) “cömert”, “eli açık” anlamında kullanılmaktadır.

Ahilik, 12 yüzyıldan itibaren Anadolu’da etkin olmaya başlayan, Anadolu’nun Türkleşmesi ve Osmanlı Beyliği’nin kurulması ve cihan devleti haline gelmesinde büyük rol oynayan dinî, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasî boyutları olan bir sistem olarak tarif edilebilir.

Kökleri bin yıl öncesine kadar dayanan Ahilik, Abbasiler zamanında Halife Nasır Lidinillah’ın üye olarak sahip çıktığı “Fütüvvet” in Anadolu’da Türklerin dinamik teşkilat tecrübesi ve kültürü ile yeniden şekillendiği hali “Ahilik” olarak Anadolu ya yerleşmiş ve kökleşmiştir.

Ahilik, Anadolu da Selçuklu devleti zamanında, Sultan Alâeddin tarafından teşvik edilerek desteklenmiştir.Anadolu’daki kurucusu Ahi Evran-ı veli olarak bilinir, asıl adı Nasırüddin Mahmut el Hoyi’dir.

Anadolu’ya göçebe olarak gelen, Oğuz Boyları başta olmak üzere, Türk boyların yerleşik hayata geçmesini, Anadolu’nun Türkleşmesini sağlayarak, başta esnaf ve zanaat teşkilatı kurarak, sosyal faaliyetleri de aktif olarak her alanda üstlenmiştir.

Ahi Evran-ı veli, Azerbaycan’ın Hoy kasabasında (1171) de doğmuştur.
“Sultan Tuğrul” zamanından beri Türkler’in meskûn olduğu bir bölgedir. Ahi Evran ilk eğitimini Azerbeycan’da aldıktan sonra, Maveraünnehir bölgesinde Horosan’a giderek orada ünlü âlimler den “Fahreddin Râzi” başta olmak üzere, birçok ilmi dersler, felsefe ve Kur’an-ı Kerim tefsirlerini öğrenmiştir.

Ahi Evran-ı veli, Ahilik de İnsanı merkeze alarak, doğum dan ölüme kadar, bir yaşam boyu çift esaslı, hem mesleki yönden hem de ahlaki yönden en mükemmel bir şekilde insan yetiştirmiştir.

Eğitim de özgür ve dürüst bir birey olarak, çok çalışma temelli yetiştirme esası uygulamıştır. Herkesin mutlaka bir mesleği olmasını, bulunduğu toplumda üretime mutlaka katkıda bulunmasını, bunu yaparken de ahlak kurallarını her alanda ön planda alacak şekilde uygulamıştır.

Ahi Evran-ı veli işte dürüst, çalışkan ve cömert insanlardan oluşan bir toplum özlemiyle çalışmıştır. Böyle bir toplum hiçbir zaman geri kalamayacağı, esir edilemeyeceği ve maneviyatın da desteği ile her zaman ilerlemeyi kendine hedef almasını da önemle sağlamıştır.

Ahi Evran-ı veli, Akılcı uygulamalar ile İlim ve Bilimi insanın hizmetine sunarak, İnsana hizmeti her alanda ön planda tutmuştur. Dünya ve Ahiret dengesini tüm yaşam boyu her alanda sağlamıştır. İnsanlara hem dünya, hem de ahiret için çalışmaları gerektiğini öğütleyerek öğretmiştir. Böylece de bir Ahi hem mesleğinde son derece maharetli hem de çok iyi bir ahlak sahibi olmasını sağlamış ve toplumdaki yerini etkin olarak sağlamıştır.

Ahilik teşkilatı üretim odaklı bir sistemdir. İhtiyacı kadar tüketme temelinde, ihtiyaç fazlasını da başkalarıyla paylaşmayı esas alan yapıdadır.

Dünyanın ilk tüketiciyi koruma kanunu, ilk standartlar kanunu, ilk çevre nizamnamesini, ilk gıda nizamnamesini, ilk kalite güvence sistemini, ilk ürün izlenebilirliğini, ilk oto kontrol sistemini kurarak, her alanda yardımlaşma ve dayanışmaya yönelik sistemi kurmuştur.

Ahilik de kalitesiz mal üreten üyelerin, pabuçları dama atılarak cezalandırılmaktaydı. Pabucu dama atılan esnaf, meslekten ihraç edilmiş sayılır ve bir daha o işi yapamazdı. Ahilikte meslekte ilerleme, şed kuşanma ve icazet alarak uygulanırdı. Bu kurallar yazılı olmayıp babadan oğula, ustadan çırağa geçmiş tecrübeye dayalı örfi kurallardı.

Ahiliğin açık ve kapalı ilkesi olarak;
Ahinin Eli, Sofrası ve Kapısı açık olmalıdır. Ahinin gözü, dili ve beli kapalı olmayı ilke olarak benimsemişlerdir.

Ahilik teşkilatı kurulduğu 12 yy dan Loncalara ve Gediğe dönüşerek 1913 de kapatılarak tarihe karışmıştır.

Her yıl kutladığımız Ahilik, geçmiş tarihte Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Devleti ile tarihte bizi her alanda ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamında belirleyici rol oynayarak güçlü yapan bir sistemdir.

Bu kadar bizleri etkin ve güçlü yapan bir sistemi, her alanda sahip çıkmamız gerekirken üzülerek ifade edeyim. Günümüz de sadece birkaç üniversitemiz de Araştırma Merkezi vardır. Ahilik bizlere her alanda bilinçli olarak unutturulmuştur.

Son dönemlerde hatırlayarak, ülkemizde her yıl Ahilik Haftası kutlanmaya başlanmıştır. Ancak her yıl rutin kutlama etkinliğine dönüşen Ahiliği, kutlama sonrası üzülerek ifade edeyim her alanda yine unutuyoruz. Asıl Ahiliği öğrenerek günlük yaşama geçirerek yaşamıyoruz. Ahiliği öğrenmek için de hiçbir çaba göstermiyoruz.

Bu kadar İnsan yetiştirme de etkin ve güçlü bir sistemi günümüz de çok farkındayız, ancak yine üzülerek ifade edeyim bu konuda hiç uygulama yapmıyor ve yaşama geçirmede hiç duyarlı olmuyoruz.

Almanya ve Japonya’nın Ahilik teşkilatı içeriğini her alanda araştırma ve inceleme yaparak öğrenmiş olduklarını, Ahilik deki önemli ve etkin bilgileri, kendi ülke sistemine etkin olarak yerleştirdiklerini, her alanda güçlü ve zengin bir şekilde ilerlediklerini acı gerçekler ile üzülerek görmekteyiz.

Bugün Muğla dan Ahilik haftası etkinliğin de Türkiye’deki tüm esnaf ve iş dünyası içindeki mesleki oda ve sivil Toplum kuruluşlarına çağrı yaparak sesleniyorum.

“Gelin, İnsan yetiştirme de bu kadar etkin ve güçlü olan bir sistemi, artık rutin kutlanan bir etkinlikten çıkararak, Günümüz bilimsel ve teknolojik altyapıda, Ahiliği 21 Yüzyıla etkin cevap üreten bir sistem olarak,

(alandaki tek akademik eser;

Vakıf İş Kümesi – Ahilik 21 Yüzyılın Üretim odaklı faizsiz yeni kurumsal modeli

Bir sistem olarak ortaya koyduğum bu kitap eserimi, )

bugün den itibaren yaşama ve uygulamaya geçirmeye hep birlikte önemle davet ediyorum.

Günümüz Kapitalist sistemin bireyi, aileyi ve toplumu her alanda çökme noktasına getirdiği ve bize dayattığı tüm bu olumsuz yaşam tarzından, hasret kaldığımız sevgi, saygı, yardımlaşma ve birlik beraberlik kavramlarına her zamankin den daha çok fazla ihtiyacımız vardır.

Bilim ve Teknolojinin ilerlediği günümüz de Ahiliğin halen günümüz de çözüm üretmesi ve problemlere ışık tutması, bir sistem olarak her alanda Ahiliği sahip çıkmamızı 21 yüzyılda bizlere zorunlu kılmaktadır. Arz eder teşekkür ederim.

Allaha Emanet Olun
Sevgi ve Saygılarımla
Nurhan Keleş